Azerbaycan’da her yıl 27 Eylül’de idrak edilen Anım Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, 2020’de başlayan 44 günlük Vatan Muharebesi’nde hayatını kaybeden Azerbaycan şehitlerini rahmet ve minnetle andı.
Türk dünyası parlamenter diplomasisi alanında görevlerde bulunan Aydemir, 27 Eylül’ün yalnızca Azerbaycan’ın millî hafızasında yer alan bir tarih olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, Türkiye’de de Azerbaycan’ın şehitlerinin hatırasına gösterilen hürmetin kardeşliğin en güçlü ifadelerinden biri olduğunu kaydetti.
Aydemir, “Azerbaycan’ın şehitleri bizim de şehitlerimizdir. Onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Bugün Azerbaycanlı kardeşlerimizin hüznünü paylaşırken aynı zamanda iki devlet arasındaki kardeşliğin hangi derin tarihî ve insani bağlar üzerinde yükseldiğini bir kez daha hatırlıyoruz.” dedi.
Azerbaycan’da 27 Eylül, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 2 Aralık 2020 tarihli kararıyla, ülkenin toprak bütünlüğü uğrunda hayatını kaybedenlerin anısını yaşatmak amacıyla Anım Günü olarak ilan edildi. Tarih, 27 Eylül 2020’de başlayan ve 44 gün devam eden Vatan Muharebesi’nin ilk gününe karşılık geliyor.
“ŞEHİTLERİN EMANETİ GELECEK NESİLLERE TAŞINMALI”
Aydemir, Anım Günü’nün gelecek nesiller açısından da önemli bir sorumluluk taşıdığına dikkat çekti. Şehitleri anmanın yalnızca belirli tarihlerde gerçekleştirilen törenlerle sınırlı kalamayacağını ifade eden Aydemir, onların vatan sevgisinin, fedakârlığının ve millet iradesine bağlılığının genç kuşaklara aktarılmasının esas olduğunu belirtti.
Aydemir, “Bir millet şehitlerinin adını yaşattığı, onların uğruna mücadele ettiği değerleri çocuklarına anlattığı ölçüde tarihî hafızasını korur. Azerbaycan halkının şehitlerine gösterdiği vefa, bu bakımdan son derece kıymetlidir. 27 Eylül, hatırlamanın ötesinde bir nesilden diğerine devredilen millî hafıza günüdür.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin yalnızca devletlerarası diplomasiyle açıklanamayacağını belirten Aydemir, iki ülke arasındaki bağın toplumların ortak tarih ve kardeşlik şuurundan beslendiğini dile getirdi.
Türk dünyasının geleceğinin de bu toplumsal zeminin güçlendirilmesine bağlı olduğunu ifade eden Aydemir, parlamentolardan üniversitelere, medyadan kültür kurumlarına kadar geniş bir alanda ortak hafızayı besleyecek çalışmaların artırılması gerektiğini kaydetti.
TÜRK DÜNYASINDA ORTAK HAFIZA VURGUSU
Türk devletleri arasındaki kurumsal iş birliğinin son yıllarda genişlediğine işaret eden Aydemir, ortak tarihin önemli günlerinin bütün Türk coğrafyasında daha fazla bilinmesinin toplumsal yakınlaşmayı kuvvetlendireceğini belirtti.
Aydemir, Türk dünyasının dayanışmasının yalnızca bugünün siyasi veya ekonomik şartlarına bağlı bir ilişki biçimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Bizim kardeşliğimiz zor zamanlarda birbirinin yanında durma ahlakıyla anlam kazanıyor. Azerbaycan’ın acısı Türkiye’nin yüreğinde karşılık buluyorsa, bunun sebebi aynı medeniyet hafızasını taşıyor olmamızdır.” şeklinde konuştu.
2020’de yaşananların Azerbaycan toplumunda bıraktığı derin izin unutulmaması gerektiğini kaydeden Aydemir, şehit aileleri ve gazilere gösterilen vefanın millî sorumluluğun temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.
Aydemir, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde Azerbaycan’ın devlet iradesi ile millet dayanışmasını güçlü biçimde ortaya koyduğunu ifade ederek, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağının da bu süreçte tarihî bir dayanışma örneği sergilediğini söyledi.
Aydemir sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“27 Eylül vesilesiyle Azerbaycan’ın bağımsızlığı, egemenliği ve vatan toprakları uğruna can veren bütün kahramanları rahmetle yâd ediyorum. Aziz şehitlerimizin makamları âli, ruhları şad olsun. Şehit ailelerine ve gazilerimize hürmetlerimi sunuyorum. Can Azerbaycan’ın kederi kederimiz, sevinci sevincimizdir. Türkiye-Azerbaycan kardeşliği daim olsun.”