Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji
Vali Barış'a sahada OBM brifingi
Vali Barış'a sahada OBM brifingi
Emniyetten 'Düğün Konvoyu' uyarısı
Emniyetten 'Düğün Konvoyu' uyarısı
Jandarma Bölgesi trafik verileri açıklandı
Jandarma Bölgesi trafik verileri açıklandı
Sekmen'den İspir ve Pazaryolu buluşması
Sekmen'den İspir ve Pazaryolu buluşması
Meteorolojiden sağanak yağış uyarısı
Meteorolojiden sağanak yağış uyarısı

Talat Paşa Aydemir

Sözün de bir ahlakı var
9 Ağustos 2026 Pazar

İnsan, kelimeleriyle kendini ele verir. Susarken saklanabilir; konuşmaya başladığı anda iç dünyasının kapıları aralanır. Kelime, insanın aynasıdır. Hangi medeniyete mensup olduğumuzu, hangi terbiyeden geçtiğimizi, hatta karşımızdakine ne kadar kıymet verdiğimizi çoğu zaman söylediklerimizden önce söyleyiş biçimimiz haber verir.

Kur’an-ı Kerim’in insana öğrettiği büyük hakikatlerden biri de budur: Hakikati söylemek yetmez; hakikatin de bir edebi vardır.

Kur’an, yalnız ne söyleyeceğimizi öğretmez. Nasıl söyleyeceğimizi de öğretir.

İnsanlara güzel söz söyleyin…

Doğru söz söyleyin…

Anne babaya ikramkâr söz söyleyin…

Muhtaca gönül alıcı söz söyleyin…

Yerinde ve uygun söz söyleyin…

Tesirli söz söyleyin…

Hatta Firavun’a giderken bile yumuşak söz söyleyin…

Bir medeniyetin kelime haritasıdır bunlar.

Kur’an’ın konuşmaya dair kullandığı kavl-i ma’rûf, kavl-i sedîd, kavl-i kerîm, kavl-i belîğ, kavl-i meysûr ve kavl-i leyyin gibi ölçüler, sözün yalnız doğru olmasını değil; muhataba, zamana ve maksada uygun olmasını da ister. Diyanet’in ilmî çalışmalarında da bu kavramlar Kur’an’ın olumlu konuşma vasıfları arasında sıralanır. 

Ne muazzam bir terbiye!

Çağımız ise kelimenin ahlâkını kaybetmek üzere.

Sosyal medya bize konuşma imkânını çoğalttı ama konuşmanın irfanını çoğaltmadı. Herkesin kürsüsü var, pek azımızın terazisi. Parmaklarımız zihnimizden hızlı. Öfke, düşünceden önce ekrana düşüyor. Hakaret fikir zannediliyor, bağırmak cesaret, incitmek samimiyet, kabalık mertlik diye pazarlanıyor.

Oysa söz, ağızdan çıktıktan sonra artık bizim değildir.

Bir kalbe düşer.

Ya yara olur ya merhem.

Ya iki insan arasına duvar örer yahut iki gönül arasında köprü kurar.

Kur’an’ın ölçüsü burada insanı sarsıyor: “Sözün en güzelini söylesinler.” İsra Suresi’nin 53. ayetindeki bu emir, sözün yalnız kötü olmamasını istemiyor; mümkün olanlar arasından en güzelinin seçilmesini istiyor. Diyanet kaynaklarında da bu ilke sağlıklı iletişimin temel ölçülerinden biri olarak ele alınıyor. 

Demek ki Müslümanın lügatinde “Ben doğruyu söyledim, gerisine karışmam” kolaycılığına yer yoktur.

Doğruyu söyleyeceksin.

Ama doğru zamanda.

Doğru kelimeyle.

Doğru insana.

Doğru maksatla.

Çünkü bazen doğru bir söz, yanlış bir üslûbun elinde zulme dönüşebilir.

Hele anne ve baba…

Kur’an burada sözün çıtasını daha da yükseltir: kavlen kerîmâ. Keremli, ikramkâr, gönül incitmeyen bir hitap. Yaşlandıklarında sesimizin tonundan bile rahatsız olmamaları gereken iki insan… Çocukken bizim anlaşılmaz hecelerimizi sabırla dinleyenlere, yaşlandıklarında tahammülsüz birkaç kelimeyi çok görmek hangi vicdana sığar?

Yoksula başka bir incelik: kavlen meysûrâ. Verecek bir şeyin yoksa bari gönlünü kırma.

Yetimin karşısında kavlen ma’rûfâ: Yerinde, güzel, insanca konuş.

Hakikati anlatırken kavlen belîğâ: Sözü muhatabın gönlüne ulaşabilecek bir açıklık ve tesirle söyle.

Ve zalimin karşısında bile kavlen leyyinâ.

Burada durmalı.

Hz. Musa ve Hz. Harun’a Firavun karşısında dahi yumuşak söz emrediliyorsa, bizim aynı ailede yaşadığımız insana, komşumuza, dostumuza, siyasi rakibimize yahut sosyal medyada hiç tanımadığımız birine hakareti hangi ahlâkla meşrulaştıracağız? Kur’an’daki bu “yumuşak söz” ilkesi, dinî eğitim kaynaklarında da konuşma adabının temel ölçülerinden biri olarak gösteriliyor. 

Elbette yumuşaklık, hakikatten vazgeçmek değildir.

Nezaket korkaklık değildir.

Edep, şahsiyetsizlik hiç değildir.

İnsan bazen en sert hakikati en sakin cümleyle söyler. Çünkü kuvvet, ses tellerinde değil; fikirdedir. Hakaret, düşüncenin kudreti değil, çoğu zaman düşüncenin tükendiği yerdir.

Eski medeniyetimiz sözü boşuna cevher saymadı. “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” diyen irfan, kelimenin hem yangın hem su olabileceğini biliyordu.

Bugün yeniden bir söz terbiyesine ihtiyacımız var.

Evde.

Siyasette.

Televizyon ekranlarında.

Gazete sütunlarında.

Sosyal medyada.

Dost meclislerinde.

Çünkü toplumları yalnız ekonomik krizler veya siyasi ihtilaflar çürütmez. Dilin kabalaşması da bir medeniyet krizidir.

Kelimeler kirlenince ilişkiler kirlenir. İlişkiler kirlenince kalpler birbirinden uzaklaşır. Kalpler uzaklaşınca aynı şehirde yaşayan insanlar birbirlerine yabancılaşır.

Kur’an bunun karşısına bir kelime medeniyeti koyuyor:

Güzel söyle.

Doğru söyle.

Adaletle söyle.

Yerinde söyle.

Tesirli söyle.

Gönül alarak söyle.

Yumuşak söyle.

Ve bütün bunların üstünde, sözün en güzelini söyle.

Çünkü insanın dili yalnız konuşma organı değildir.

Ahlâkının tercümanıdır.

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Talat Paşa Aydemir
Talat Paşa Aydemir
Sözün de bir ahlakı var
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Kararın Barışı
Ö. Faruk Kayaalp
Ö. Faruk Kayaalp
Erzurumspor ve Bilgilendirme Yaklaşımı!
Can Umut Avcıgil
Can Umut Avcıgil
Vicdanın Sesi Kısılırsa
İslamhan Bulutlar
İslamhan Bulutlar
'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!'
Ali Kemal Koçak
Ali Kemal Koçak
Dede Korkut'u Anlamak, Ortak Geleceği İnşa Etmektir
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Erzurum’un 2026 Beklentileri:

Göçün durması
Hızlı Tren
Doğalgaz ve enerjide indirim
Stadyum
Direkt uçak seferlerinin artırılması
Erzurumspor’un Süper Lige yükselmesi
2. OSB’nin tam kapasiteye ulaşması
Yatay yapılaşmaya geçilmesi
Tarımsal sanayi yatırımları


Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
PALANDÖKEN
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeKünye FacebookFacebook TwitterTwitter Günün HaberleriGünün Haberleri