Türkiye’nin hayvan varlığında 2025 yılında kaydettiği artışı değerlendiren önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, gelinen seviyenin önemli olduğunu, bundan sonraki aşamada üretim potansiyeli yüksek illeri merkeze alan daha güçlü bir bölgesel politika izlenmesi gerektiğini söyledi.
TÜİK verilerine göre Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı 2025’te yüzde 4,3 artarak 17 milyon 709 bine, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 5,4 artışla 57 milyon 874 bine ulaştı. Aynı dönemde Avrupa Birliği’nde büyükbaş sayısı yüzde 0,4, koyun sayısı yüzde 2,2, keçi sayısı yüzde 2,5 geriledi.
Aydemir, rakamların Türkiye’nin üretim kabiliyetini gösterdiğini belirterek, “Hayvancılıkta alınan her mesafe kıymetlidir fakat bizim ölçümüz bugünkü rakamlarla yetinmek olamaz. Türkiye’nin toprağı, merası, üretici tecrübesi ve köklü hayvancılık kültürü bize çok daha yüksek hedefler koyma imkânı veriyor. Hayvan varlığımızı artırırken verimliliği, yetiştiricinin gelirini ve kırsaldaki üretim devamlılığını birlikte düşünmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
ERZURUM İÇİN ÖZEL BİR ÜRETİM HAMLESİ
Türkiye’nin bütün illerine aynı üretim reçetesiyle yaklaşmak yerine, şehirlerin doğal ve ekonomik özelliklerine göre destek mekanizmalarının çeşitlendirilmesini öneren Aydemir, Erzurum, Konya ve Balıkesir gibi tarım ve hayvancılığın güçlü olduğu merkezlere dikkat çekti.
Aydemir, özellikle Erzurum’un farklı bir ölçekle ele alınması gerektiğini vurguladı:
“Erzurum’un merası var, suyu var, yetiştiricilik hafızası var. Hayvancılık bu şehrin ekonomik hayatının asli unsurlarından biridir. Böyle bir potansiyeli genel desteklerin yanında Erzurum’a mahsus araçlarla büyütmek gerekir. Üreticinin sürüsünü büyütmesini, gençlerin hayvancılığa girmesini, modern işletmeler kurulmasını ve tarımsal üretimin hayvancılıkla buluşmasını sağlayacak özel bir teşvik mimarisi üzerinde durmalıyız.”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın 19 Eylül’de Erzurum’da açıkladığı bilgiler de ilin bu alandaki ağırlığını ortaya koydu. Bakan Yumaklı, Erzurum’un büyükbaş hayvan varlığında Türkiye’de üçüncü sırada olduğunu, yem bitkileri bakımından önemli potansiyel taşıdığını ve Aziziye’de 25 bin büyükbaş kapasiteli besi organize tarım bölgesi kurulmasının hedeflendiğini açıkladı.
Aydemir, bu yaklaşımın daha geniş bir üretim stratejisine dönüştürülmesinin Erzurum ekonomisine ciddi katkı sağlayacağını ifade etti.
HAYVANCILIĞIN TEMELİ TARLADA DA GÜÇLENDİRİLMELİ
Hayvan sayısındaki artışın sürdürülebilirliği açısından yem üretiminin kritik önem taşıdığına işaret eden Aydemir, hayvancılıkla bitkisel üretimin birbirinden ayrı politikalar şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.
“Hayvancılığı büyütürken onun gıdasını da kendi toprağımızdan daha güçlü biçimde üretmeliyiz. Yem bitkileri, mera ıslahı, sulama ve hayvancılık yatırımları aynı üretim planının parçaları haline gelmeli. Ahırdaki hayvan ile tarladaki üretim arasında ekonomik bir bütünlük kurduğumuz ölçüde maliyetleri yönetebilir ve yetiştiricimizin rekabet gücünü artırabiliriz.” dedi.
Bu kapsamda Bakanlığın 2028 yılına kadar 2 milyon dekar mera alanını ıslah ederek üreticinin kullanımına sunma hedefini de önemli bulduğunu ifade eden Aydemir, Erzurum gibi geniş mera alanlarına sahip şehirlerin bu çalışmalarda öncelikli üretim merkezleri olarak değerlendirilmesinin faydalı olacağını belirtti. (
“ÜRETİM HAVZALARINA ÖZEL TEŞVİK SİSTEMİ KURULABİLİR”
Aydemir, önerisinin merkezinde “üretim havzası” anlayışının bulunduğunu söyledi. Hayvancılığın geleneksel olarak güçlü olduğu bölgelerde yetiştiriciye yatırım, sürü büyütme, yem üretimi ve işletme altyapısı açısından farklılaştırılmış destekler sağlanabileceğini belirtti.
Bu bölgelerde özel hayvancılık yetiştirme sahalarının oluşturulmasının da değerlendirilmesini isteyen Aydemir, aile işletmelerinin sistem içerisinde korunmasının önem taşıdığını vurguladı.
“Bizim meselemiz yalnızca büyük işletme kurmak değildir. Köyündeki yetiştiriciyi üretimde tutmak, aile işletmesini güçlendirmek, genç çiftçiye kazançlı bir gelecek göstermek ve üretim kapasitesi bulunan bölgelerimizi çok daha etkin kullanmaktır. Erzurum’daki yetiştirici, ülkenin gıda arzına yaptığı katkının karşılığını ekonomik olarak görebilmeli.”
Tarım ve Orman Bakanlığının küçük ölçekli besicilere yönelik uygulamalarının bu açıdan önemli olduğunu kaydeden Aydemir, Bakanlığın 2026 yılında açıkladığı gelir garantili besicilik uygulamasının küçük işletmelerin devamlılığı bakımından dikkat çekici bir adım olduğunu belirtti. Bakanlık, proje kapsamında 108 bin baş besilik sığırın 200 başın altında kapasiteye sahip işletmelere tahsis edilmesini ve Et ve Süt Kurumunun geri alım mekanizmasını öngörüyor.
BAKANLIĞIN 6 MİLYAR LİRALIK ADIMINA DESTEK
Aydemir, Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı’nın Erzurum’da duyurduğu aşı ve kimliklendirme düzenlemesini de üretici açısından olumlu bulduğunu kaydetti.
Bakanlığın açıklamasına göre hayvan ve sürü sağlığı desteği kapsamında yetiştiriciden aşı ve kimliklendirme ücreti alınmayacak, diğer desteklerden kesinti yapılmayacak ve veteriner hekimler bu işlemler için üreticiden ilave ücret istemeyecek. Bakan Yumaklı bu uygulama için yaklaşık 6 milyar liralık kaynak ayrıldığını bildirdi.
Aydemir, “Tarım ve Orman Bakanlığımızın üreticinin yükünü azaltmaya yönelik çabalarını son derece yerinde ve takdire şayan buluyoruz. Bu iradenin üretim potansiyeli yüksek illerde daha ileri bir aşamaya taşınması gerektiğini düşünüyoruz. Üreticiyi desteklemek Türkiye’nin gıda güvenliğini, kırsal ekonomisini ve millî üretim kapasitesini güçlendirmektir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 2025’te ulaştığı hayvan varlığının bir sonuçtan çok yeni bir başlangıç noktası olarak görülmesi gerektiğini belirten Aydemir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hayvancılıkta ne kadar mesafe alırsak alalım, önümüzde hâlâ geniş bir imkân sahası bulunuyor. Erzurum’u, Konya’yı, Balıkesir’i ve üretim kabiliyeti yüksek diğer şehirlerimizi kendi şartlarına uygun teşviklerle daha ileri taşıyalım. Hayvanımız çoğalsın, tarlamız daha fazla üretsin, köyümüz canlı kalsın, yetiştiricimiz kazansın. Türkiye’nin tarım ve hayvancılık gücünü birlikte büyüttüğümüzde kazanan bütün milletimiz olacaktır.”